Türk Ceza Hukuku sistematiğinde, suç işleyen kişinin cezasının belirlenmesinde sadece işlenen fiilin ağırlığı değil, failin o fiili işlerken içinde bulunduğu ruhsal durum da büyük önem taşır. İnsan psikolojisini ve etki-tepki mekanizmasını göz ardı etmeyen kanun koyucu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 29. maddesinde “Haksız Tahrik” kurumunu düzenlemiştir.
1. Haksız Tahrik Nedir? (Kavramsal Çerçeve ve Hukuki Nitelik)
1.1. Haksız Tahrikin Tanımı ve Amacı
Haksız tahrik; bir kimsenin, kendisine veya bir başkasına yöneltilen haksız bir fiilin doğurduğu hiddet (öfke) veya şiddetli elemin (üzüntü/acı) etkisi altında kalarak bir suç işlemesi halidir.
Ceza hukukunda haksız tahrik, failin kusur yeteneğini tamamen ortadan kaldıran bir neden değildir. Yani haksız tahrik altında suç işleyen kişi “suçsuz” sayılmaz. Ancak, maruz kaldığı haksızlık nedeniyle irade yeteneği zayıfladığı, kendini frenleme mekanizması hasar gördüğü için kanun koyucu bu kişiye verilecek cezada indirim yapılmasını öngörür. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurluluğu azaltan bir neden olarak kabul edilir.
1.2. TCK Madde 29 Düzenlemesi
Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi şu şekildedir:
“Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”
Bu madde metninden de anlaşılacağı üzere, haksız tahrik kurumu sadece belirli suçlara özgü değildir; kasten öldürme, kasten yaralama, hakaret, tehdit gibi pek çok suç tipinde uygulanabilir.
2. Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanabilme Şartları
Haksız tahrik indiriminden faydalanabilmek için, olayın oluş şeklinin belirli kriterleri karşılaması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış kararlarına göre, haksız tahrikin uygulanabilmesi için şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur:
2.1. Tahriki Oluşturan Bir “Fiil” Bulunmalıdır
Ortada somut bir davranış, bir hareket olmalıdır. Bu fiil sözlü (hakaret, tehdit) olabileceği gibi fiziksel (vurma, itme, mala zarar verme) de olabilir. Sadece failin zihninde kurduğu, gerçekte var olmayan bir fiil kural olarak haksız tahrik oluşturmaz (Mefruz tahrik, yani hata hükümleri saklı kalmak kaydıyla).
2.2. Bu Fiil “Haksız” Olmalıdır
Haksız tahrikin en kritik unsuru, tahrik eden fiilin hukuka aykırı olmasıdır. Hukuka uygun bir eylem, kişide öfke yaratsa bile haksız tahrik indirimi sağlamaz.
• Örnek 1 (Haksız Fiil): Bir kişinin size durduk yere küfür etmesi veya tokat atması haksız bir fiildir.
• Örnek 2 (Hukuka Uygun Fiil): Bir polis memurunun, hakkında yakalama kararı olan şüpheliyi zor kullanarak gözaltına alması. Şüpheli bu duruma öfkelenip polise direnirse veya saldırırsa, polisin eylemi hukuka uygun olduğu için haksız tahrikten yararlanamaz.
• Örnek 3 (Borç İlişkisi): Alacaklının borçludan borcunu istemesi, icra takibi başlatması hukuka uygundur. Borçlu buna sinirlenip alacaklıyı yaralarsa haksız tahrik uygulanmaz.
2.3. Failde “Hiddet” veya “Şiddetli Elem” Oluşmalıdır
Kanun, failin ruhsal durumunu iki kavramla ifade eder:
• Hiddet: Ani gelişen, patlayıcı öfke hali. Genellikle olay anında ortaya çıkan gazap durumunu ifade eder.
• Şiddetli Elem: Derin üzüntü, acı ve keder hali. Bu hal, hiddete göre daha uzun süreli olabilir.
Failin, haksız fiil karşısında soğukkanlılığını koruyamaması, ruhsal dengesinin sarsılması gerekir. Eğer fail, haksız fiile rağmen son derece sakin, planlı ve soğukkanlı hareket etmişse, hiddet veya elem şartının gerçekleşmediği kabul edilebilir.
2.4. Suç, Bu Ruhsal Durumun “Tepkisi” Olarak İşlenmelidir (Nedensellik Bağı)
Haksız fiil ile işlenen suç arasında bir neden-sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunmalıdır. Fail, sırf o haksız fiilin yarattığı öfke veya üzüntü nedeniyle suçu işlemelidir.
Burada iki alt başlık önem kazanır:
1. Zaman Unsuru: Haksız fiil ile suç arasında geçen zaman, tahrikin etkisini azaltabilir veya ortadan kaldırabilir. Ancak Yargıtay, “zamanın geçmesi tahriki otomatik olarak bitirmez” görüşündedir. Önemli olan, etkinin devam edip etmediğidir. Eski bir husumet, yeni bir olayla tetiklenirse tahrik devam edebilir. Ancak araya uzun yıllar girmiş ve fail tamamen sakinleşmişse, sonradan işlenen suç “kan gütme” saikiyle işlenmiş sayılabilir ve tahrik uygulanmayabilir.
2. Konu Unsuru: Tepki, tahrik eden fiille ilgili olmalıdır. Örneğin, trafikte tartışılan bir kişiye sinirlenip, eve gidip eşini dövmek haksız tahrik kapsamında değerlendirilemez; çünkü suçun mağduru tahrik eden kişi değildir.

3. Haksız Tahrikte “Mağdurdan Sadır Olma” Şartı ve Üçüncü Kişiler
Yargıtay uygulamalarında sıklıkla vurgulanan bir diğer şart, haksız tahrik oluşturan eylemin suçun mağdurundan gelmesi gerektiğidir.
• Genel Kural: Faili tahrik eden kişi A ise, failin A’ya karşı işlediği suçta indirim uygulanır. Fail, A’ya sinirlenip B’yi vurursa, B’ye karşı işlenen suçta haksız tahrik indirimi alamaz.
• İstisnalar ve Hata: Fail, tahrik edeni hedef alırken yanlışlıkla başkasını vurursa (hedefte sapma) veya tahrik edeni başkası zannederek vurursa (şahısta hata), TCK’nın hata hükümleri ve haksız tahrik hükümleri birlikte değerlendirilir.
Ancak, mağdurun haksız fiili bizzat faile yönelik olmak zorunda değildir. Failin yakınına, eşine, çocuğuna veya kutsal saydığı değerlere yönelik haksız fiiller de failde şiddetli elem veya hiddet yaratabilir. Örneğin, bir babanın çocuğuna cinsel istismarda bulunan kişiyi öldürmesi veya yaralaması durumunda, haksız fiil babaya değil çocuğa yöneliktir; ancak baba üzerinde şiddetli elem yarattığı için haksız tahrik hükümleri uygulanır.
4. Haksız Tahrik ile Meşru Müdafaa (Meşru Savunma) Arasındaki Farklar
Hukuk pratiğinde ve halk arasında en çok karıştırılan iki kavram Haksız Tahrik ve Meşru Müdafaadır. Oysa bu iki kurumun hukuki niteliği ve sonuçları tamamen farklıdır.
| Özellik | Meşru Müdafaa (TCK m. 25) | Haksız Tahrik (TCK m. 29) |
| Hukuki Nitelik | Hukuka Uygunluk Nedeni | Kusurluluğu Azaltan Neden |
| Saldırının Durumu | Saldırı devam ediyor veya tekrarı muhakkak olmalı. | Saldırı bitmiş olabilir, önemli olan öfkenin devam etmesidir. |
| Amaç | Kendini veya başkasını koruma/savunma amacı vardır. | Haksız fiile karşı tepki gösterme/intikam alma güdüsü vardır. |
| Sonuç | Fail ceza almaz (Beraat). | Fail ceza alır ancak cezasında indirim yapılır. |
| Orantılılık | Saldırı ile savunma arasında mutlak orantı aranır. | Tam bir orantı aranmaz, tepki aşırı olabilir (zaten suçtur). |
Pratik Ayrım: Birisi size silah doğrulttuğunda onu vurursanız bu meşru müdafaadır (kendinizi korudunuz). Ancak birisi size tokat atıp arkasını dönüp giderken onu sırtından vurursanız bu haksız tahriktir (saldırı bitmiş, öfkeyle hareket ettiniz).
5. İndirim Oranının Belirlenmesi: 1/4 ile 3/4 Arasındaki Takdir
TCK m. 29, haksız tahrik halinde cezanın dörtte birinden (1/4) dörtte üçüne (3/4) kadar indirileceğini belirtir. Bu geniş makas, hakime büyük bir takdir yetkisi verir. Peki hakim bu oranı neye göre belirler?
5.1. Tahrikin Ağırlığı ve Derecelendirme
Eski Türk Ceza Kanunu’nda “hafif tahrik” ve “ağır tahrik” ayrımı vardı. Yeni TCK’da bu ayrım kaldırılmış olsa da, Yargıtay uygulaması fiilen bu ayrımı “oran belirleme” aşamasında devam ettirmektedir.
• Hafif Tahrik (Alt Sınıra Yakın İndirim): Basit hakaretler, itiş kakışlar, tahrik edici sözler gibi durumlarda hakim genellikle 1/4 oranında (veya buna yakın) indirim yapar.
• Ağır Tahrik (Üst Sınıra Yakın İndirim): Cinsel saldırı, ağır iftira, ciddi fiziksel şiddet, aile bireylerine yönelik ağır saldırılar gibi durumlarda indirim oranı 3/4’e kadar çıkabilir.
5.2. Yargıtay’ın “Dengeli Oran” Kriteri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, indirim oranının belirlenmesinde şu kriterlerin dikkate alınmasını ister:
1. Haksız fiilin niteliği (sözlü mü, fiziksel mi?).
2. Haksız fiilin işleniş biçimi, yeri ve zamanı.
3. Failin psikolojik durumunun vahameti.
4. Tahrik eden ile edilen arasındaki önceki ilişkiler.
Eğer mahkeme, çok ağır bir tahrik altında işlenen suçta sadece 1/4 indirim yaparsa veya basit bir hakarette 3/4 indirim yaparsa, Yargıtay bu kararı “orantısızlık” ve “hakkaniyete aykırılık” gerekçesiyle bozar.

6. Özel Durumlar ve Sık Karşılaşılan Senaryolar
6.1. Karşılıklı Hakaret ve Kavga (İlk Haksız Hareket)
Kavga olaylarında genellikle her iki taraf da birbirine karşı haksız fiiller işler (karşılıklı hakaret, darp). Bu durumda “ilk haksız hareketi kimin başlattığı” hayati önem taşır.
• İlk hareketi başlatan taraf, kural olarak haksız tahrikten yararlanamaz.
• Ancak, ilk hareketi başlatanın eylemi hafif, buna karşılık verilen tepki çok aşırı ve yeni bir haksız saldırı niteliğindeyse, dengeler değişebilir.
• İlk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemiyorsa, Yargıtay “Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesi gereği her iki tarafın da haksız tahrik hükümlerinden (genellikle asgari oranda, 1/4) yararlandırılması gerektiği görüşündedir.
6.2. Sadakatsizlik ve Aldatma
Eşler arasındaki sadakatsizlik eylemleri, Yargıtay tarafından yerleşik olarak haksız tahrik nedeni sayılmaktadır. Eşini başka biriyle yakalayan veya aldatıldığını öğrenen kişinin, bu elemin etkisiyle eşine veya diğer şahsa karşı işlediği suçlarda (yaralama, öldürme vb.) haksız tahrik indirimi uygulanır. İndirim oranı genellikle olayın vahametine göre belirlenir.
6.3. Tasarlama ve Haksız Tahrik İlişkisi
Bir suçun “tasarlayarak” (planlayarak) işlenmesi, failin soğukkanlı olduğunu gösterir. Haksız tahrik ise ani bir hiddeti ifade eder. Teorik olarak bu iki kavramın birbiriyle çeliştiği düşünülebilir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tasarlama ile haksız tahrikin bir arada uygulanabileceğini kabul etmektedir. Örneğin; kendisine sürekli işkence eden birini öldürmeyi planlayan kişi, bu planı haksız fiillerin yarattığı sürekli ve şiddetli elemin etkisiyle yapmış olabilir. Bu durumda hem tasarlamadan ceza artırımı yapılır hem de haksız tahrikten indirim uygulanır.
7. Savunma Stratejisi: Haksız Tahrik İddiası Nasıl İspatlanır?
Bir ceza davasında haksız tahrik savunması yaparken, sadece “beni tahrik etti” demek yeterli değildir. Etkili bir savunma stratejisi şu adımları içermelidir:
7.1. Haksız Fiilin Somutlaştırılması
Savunma makamı, tahriki oluşturan eylemi net bir şekilde ortaya koymalıdır.
• Deliller: Kamera kayıtları, HTS (telefon) kayıtları, mesajlaşma ekran görüntüleri, tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları.
• Adli Raporlar: Eğer tahrik fiziksel bir saldırıysa, failin vücudundaki darp izlerini belgeleyen adli raporlar en güçlü delildir.
7.2. Psikolojik Etkinin Vurgulanması
Failin olay anındaki ruh hali mahkemeye aktarılmalıdır. Olay anında failin kontrolünü kaybettiği, paniklediği, ağladığı veya şok geçirdiği gibi detaylar (tanık anlatımlarıyla desteklenerek), hiddet veya elem şartının gerçekleştiğini ispatlar.
7.3. İndirim Oranı Tartışması
Savunma dilekçesinde sadece TCK 29 uygulanması talep edilmemeli; aynı zamanda tahrikin ağırlığı vurgulanarak üst sınırdan (3/4) veya üst sınıra yakın bir indirim yapılması gerektiği, Yargıtay kararlarına atıf yapılarak gerekçelendirilmelidir.
8. Yargıtay İçtihatlarından Örnek Kesitler
Haksız tahrik uygulamasını anlamak için Yargıtay’ın bakış açısını bilmek şarttır. Aşağıda, Apilex veritabanında yer alan güncel ve emsal nitelikteki kararlardan özetler sunulmuştur:
8.1. Şartların Birlikte Gerçekleşmesi Gerekliliği
Ceza Genel Kurulu 2016/55 E. , 2020/104 K. sayılı kararında, haksız tahrikin uygulanabilmesi için; tahriki oluşturan bir fiilin bulunması, bu fiilin haksız olması, failin öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalması ve suçun bu ruhi durumun tepkisi olması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemelerin bu şartları tek tek denetlemesi gerektiği belirtilmiştir.
8.2. Derecelendirme ve Oran Takdiri
Ceza Genel Kurulu 2017/1028 E. , 2018/307 K. sayılı kararında; TCK’da ağır-hafif tahrik ayrımı olmasa da, mahkemenin somut olayın özelliğine, haksız hareketin işleniş şekline, zamanına ve yerine göre hakkaniyete uygun bir indirim oranı belirlemesi gerektiği ifade edilmiştir. En hafif tahrikte alt sınırın (1/4), en ağır tahrikte ise üst sınırın (3/4) tercih edilmesi gerektiği içtihat edilmiştir.
8.3. İndirimin Gerekçelendirilmesi
3. Ceza Dairesi 2017/3488 E. , 2017/14885 K. sayılı kararında; mahkemelerin indirim oranını belirlerken “takdiren” diyerek geçiştiremeyeceği, sanığın hal ve davranışları ile katılanın eyleminin haksızlık içeriğinin niteliğine uygun, denetime elverişli bir gerekçe yazması gerektiği belirtilmiştir.

9. Sıkça Sorulan Sorular
Soru: Haksız tahrik indirimi alırsam cezaevine girer miyim?
Cevap: Bu, işlenen suçun temel cezasına ve uygulanan indirim oranına bağlıdır. Örneğin müebbet hapis gerektiren bir suçta haksız tahrik ile ceza 12 yıla düşebilir ve infaz kanunu hükümleriyle cezaevinde kalınacak süre azalır. Ancak haksız tahrik cezayı tamamen ortadan kaldırmaz.
Soru: Küfür etmek haksız tahrik sayılır mı?
Cevap: Evet, hakaret (küfür) haksız bir fiildir ve haksız tahrik oluşturur. Ancak sadece sözlü bir hakaret genellikle “hafif tahrik” kapsamında değerlendirilir ve indirim oranı düşük (1/4 civarı) tutulur.
Soru: Eşimi aldattım, o da bana saldırdı. Haksız tahrik alabilir mi?
Cevap: Evet. Yargıtay uygulamasına göre sadakatsizlik haksız bir fiildir. Aldatılan eşin, bu fiilin yarattığı elemle şiddet uygulaması durumunda haksız tahrik hükümleri uygulanır.
Soru: Olaydan 1 hafta sonra suçu işledim, tahrik geçerli olur mu?
Cevap: Zamanın geçmesi tahriki otomatik olarak bitirmez ancak zayıflatır. Eğer o 1 hafta boyunca haksız fiilin yarattığı elem ve üzüntü devam ediyorsa ve suç bu etkiyle işlendiyse uygulanabilir. Ancak mahkemeler araya giren zamanda failin sakinleşmesi gerektiğini düşünerek tahriki uygulamama eğiliminde olabilir.
10. Değerlendirme
TCK m. 29 Haksız Tahrik kurumu, ceza adaletinin “insani” yüzüdür. Kanun koyucu, insanın etten ve kemikten olduğu kadar duygudan da ibaret olduğunu kabul eder. Ancak bu kurum, bir “cezasızlık bileti” veya “kendi adaletini sağlama aracı” değildir.
Uygulamada haksız tahrik hükümlerinden etkin bir şekilde yararlanabilmek veya haksız bir tahrik savunmasıyla karşılaşan mağdur tarafın haklarını koruyabilmesi için sürecin profesyonelce yönetilmesi şarttır.
• Sanık Müdafii İçin: Haksız fiilin varlığını somut delillerle ispatlamak ve indirim oranını maksimize etmek (3/4’e yaklaştırmak) temel hedeftir.
• Katılan (Mağdur) Vekili İçin: Tahrikin oluşmadığını, tepkinin orantısız olduğunu veya zaman aşımı nedeniyle illiyet bağının koptuğunu savunarak indirimin uygulanmamasını veya alt sınırdan (1/4) uygulanmasını sağlamak esastır.
Hukuki süreçlerde her olayın kendine özgü parmak izi vardır. Bu nedenle, haksız tahrik değerlendirmesi yapılırken genel geçer kurallar yerine, somut olayın tüm detayları, Yargıtay’ın güncel kriterleri ışığında analiz edilmelidir.
Dijital Hukuk Pratiğinde Stratejik Avantaj: Apilex ile Analiz, Delillendirme ve Karar Yönetimi
Ceza yargılamasında başarı, yalnızca maddi olayı bilmekle değil; olayın hukuki nitelendirmesini doğru yapmak, içtihatları isabetle seçmek ve bu unsurları ikna edici bir savunma veya iddia kurgusuna dönüştürmekle mümkündür. Günümüz hukuk pratiğinde asıl fark yaratan unsur, bu sürecin ne kadar hızlı, tutarlı ve denetlenebilir şekilde yürütüldüğüdür.
Bu noktada Apilex, klasik araştırma ve belge hazırlama alışkanlıklarını geride bırakan bir çalışma yaklaşımı sunar. Özellikle ceza dosyalarında; olay örgüsünün çözümlemesi, taraf davranışlarının sınıflandırılması, psikolojik etki unsurlarının dosyaya yansıtılması ve indirim–artırım rejimlerinin stratejik olarak ele alınması gibi çok katmanlı analizler, Apilex’in sunduğu araçlarla tek bir merkezden yönetilebilir.
Apilex’in anlamsal karar arama motoru, yalnızca madde numarası veya anahtar kelime üzerinden değil; olayın özü, tarafların konumu ve fiillerin niteliği üzerinden en isabetli Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu kararlarını saniyeler içinde önünüze getirir. Bu sayede yüzlerce karar arasından “benzer gibi görünen” değil, gerçekten örtüşen içtihatlara ulaşmak mümkün olur. Savunma veya mütalaa hazırlanırken kullanılan içtihatların dosya ile uyum seviyesi açıkça görülebilir.
Belge üretimi aşamasında ise Apilex’in editör altyapısı, yalnızca metin yazmakla sınırlı kalmaz. Hazırlanan dilekçeler üzerinde yapılan her değişiklik, kırmızı–yeşil karşılaştırma sistemiyle şeffaf biçimde izlenebilir; böylece metnin hangi noktada güçlendiği, hangi argümanın revize edildiği net olarak takip edilir. Bu özellik, özellikle uzun ve teknik ceza dosyalarında tutarlılığı korumak açısından kritik bir avantaj sağlar.
Proje ve dosya yönetimi modülü sayesinde, aynı dosya altında farklı tarihlerde yüklenen ifade tutanakları, bilirkişi raporları, adli tıp belgeleri ve içtihatlar birlikte analiz edilebilir. Apilex, bu belgeler arasındaki ilişkileri kurarak olayın zaman çizelgesini otomatik olarak çıkarır ve dosyanın özünü birkaç dakika içinde özetler. Böylece savunma stratejisi veya iddia makamının yaklaşımı, parçalı bilgiler yerine bütüncül bir dosya fotoğrafı üzerinden şekillenir.
Apilex’in en önemli farklarından biri de, genel yapay zekâ araçlarının aksine yalnızca doğrulanmış mevzuat ve içtihatlarla çalışmasıdır. Karar numarası, daire bilgisi ve gerekçe bölümleriyle desteklenmeyen hiçbir analiz sunulmaz. Bu yaklaşım, özellikle ceza hukukunda telafisi zor hataların önüne geçer ve hukukçunun mesleki sorumluluğunu güvence altına alır.
Sonuç olarak Apilex, ceza yargılamasında yalnızca “işi hızlandıran” bir araç değil; hukuki muhakemeyi derinleştiren, stratejik düşünmeyi güçlendiren ve karar alma süreçlerini profesyonelleştiren bir çalışma ortağıdır. Savunma makamı için argümanlarını güçlendiren, katılan vekili için karşı tezleri sistematik biçimde test etmeye imkân veren bu yapı, modern hukuk pratiğinin kaçınılmaz bir parçası hâline gelmektedir.
Hukuk, detaylarda kazanılır. Apilex ise bu detayları kaçırmamanız için tasarlanmıştır.
